unıt 3 vocabulary journal pages (48-62)

overall

genel,tüm,genel olarak

income

gelir, kazanç

major

Ana önemli büyük

majority

Çoğunluk, büyük kısım

aspect

görünüş, bakış açısı

spread

yaymak, yayılmak

widespread

yaygın, geniş çapta

urban

Kentsel, şehirsel

urbanisation

kentleşme, şehirleşme

exchange

takas yapmak (döviz bozdurmak da bir tür takastır)

institute

kurmak, başlatmak , ensitütü

institution

kurum, kuruluş, enstitü

Institutional

Kurumsal,geleneksel

dense

yoğun, sık

Density

yoğunluk sıkışıklık

densely

yoğun şekilde

inevitable

kaçınılmaz, beklenen

inevitably (adv)

kaçınılmaz bir şekilde

infrastructure

Altyapı; savunma sistemi

infrastructural

altyapısal

rapid

çabuk, hızlı

rapidly

Hızla, süratle

recognize

tanımak, fark etmek

recognise

tanımak/takdir etmek

recognition

tanınma, doğrulama

issue

konu, sorun

expand

Genişlemek, genişletmek

expansion

genişleme, yayılma

invest

yatırım yapmak

investment

yatırım, kuşatma

phenomenon

olay, olgu

phenomenal

Olağanüstü, harika

curious

(1) meraklı (2) ilginç

curiosity

merak, ilgi

curiosly

merakla

scale

ölçek

consistent

tutarlı, istikrarlı

inconsistent

uyuşmaz, bağdaşmaz, aykırı, tutarsız, kararsız, değişken, saati saatine uymaz

Consistency

tutarlılık, uyum

fascinate

büyülemek, hayran bırakmak

fascinated

büyülenmiş, ağzı açık kalmış

fascinating

büyüleyici, etkileyici

passion

tutku, hırs

passionate

tutkulu, ihtiraslı

passionately

ihtirasla, tutkuyla

occupy

Meşgul etmek, işgal etmek

occupation

iş, meslek

occupational

mesleki, iş veya meslekle ilgili

occupied

meşgul, dolu

justify

doğrulamak, haklı çıkartmak (verify ile eş anlamlı)

justifiable

anlaşılabilir ve haklı nedenleri olan

Justification

doğrulama, ispat

justified

doğru, haklı

unjustified

haksız, gerekçesiz

context

bağlam, kaynak

Contextual

Bağlamsal, içeriksel

attempt

girişimde bulunmak

assure

Garanti etmek, söz vermek

assurance

güvence, teminat

advance

ilerlemek, gelişmek

advanced

İleri Gelişmiş

advancement

ilerleme, gelişme

quote

alıntı yapmak, alıntı

quotation

alıntı, fiyat teklifi

fundemental

esas, temel

fundementally

esasen, esas olarak

Incidence

meydana gelme sıklığı

incident

olay, hadise

incidentally

tesadüfen, bu arada

ignorant

bilgisiz, cahil

ignorance

bilgisizlik, cehalet

ignore

görmezden gelmek, umursamamak, ihmal etmek

extract

özünü çıkarmak

extraction

çıkarma, sökme, soy

capture

ele geçirmek

distraction

dikkatin dağılması

distract

dikkatini dağıtmak

prospect

olasılık, ihtimal

prospective

beklenen, olası

forthcoming

yakınlaşmakta olan, gelmekte olan

reckon

tahmin etmek, hesaba katmak

adequate

yeterli, uygun

adequately

yeterli bir şekilde

inadequate

yetersiz, eksik

grant

vermek, bağışlamak, hibe, burs

circumstance

durum, koşul

steady

istikrarlı, sabit

unsteady

değişken, kararsız

unsteadily (adv)

dengesiz bir şekilde

steadly

sürekli, istikrarlı

fatal

ölümcül, öldürücü

assist

yardım etmek, desteklemek

assistance

destek, yardım

insure

sigortalamak

transit

taşıma, nakliye

transition

geçiş, değişim

integrate

bütünleşmek, kaynaşmak

announce

ilan etmek, duyurmak

assign

atamak, tayin etmek, görevlendirmek (= appoint)

reassign

yeniden atamak